Doğduğum Ev

“Doğduğunuz ev kaderinizdir” tv dizi tanıtımı geçti ekranda ve bir an irdeledim. Kaç ev oldu hayat beni bu yaşa getirene kadar kaderimin gezdirdiği kaçıncı ev doğduğum evden bu yana? Resimdeki ev ben ve kız kardeşlerimin doğup büyüdüğü, annemin gelin geldiği ev. Bu ev aynı zamanda babam, amcam ve halalarımın da doğup büyüdüğü ev. Halalarım bu evden gelin oldu, amcam bu eve gelin getirdi. Bu evden ebediyete uğurladık rahmetli dede ve babaannemi. Bu evden ayrıldık yeni evimize babam,annem iki kız kardeşim 35 yıl oldu nerdeyse.

İki katlı olan evin giriş katındaki sokağa doğrudan ortadaki salondan açılan sokak kapısına üç beton basamak ile çıkılırdı. İki kanatlı sokak kapısı önceleri ahşaptı sonra rahmetli dedem demirden bir kapı yaptırdı ki öğleden sonra güneşi uzun süre vurduğu için sıcaktan genleşir açması ve kapamatması pek zor olurdu. Havalı kuş sesi bir zili vardı.
Salona girdiğinizde tam karşıda bahçeye, asma altına açılan ipli, çekme dilli bahçe kapısı ile ceyran yapar esinti varken salondaki sedirlerde oturması pek hoş olurdu.
Sokak kapısının solunda büyükçe bir el dokuma ısparta halısı etrafına dizilmiş üstü ot yastık ve yastık örtüleri ile örtülmüş sedirler. Sedirlerin altında kışın yemek için dizilmiş karpuzlar örtünün altından görünürdü. Sedirlerin tam köşe birleşim yerinde duvarda içi üç kat raflı kapağı cam duvara gömme bir dolap bulunur onun sol üstünde elektrik saati ve sigorta kutusu bunları örten gelincik desenli işlemeli örtüsü dikkat çekerdi.
Memet dayımın elektrik saatini okumaya her gelişinde bu örtü ile beni kızdırmak için ” sen mi ördün” der boğuşurduk. Dayım bu harika salonda serin bir su içimi zaman kadar nefeslenir annemin yemek yemesi için ısrarını her defasında işini bahane eder “bi dahaki sefere” der çıkardı.
Kapı eşiğinde sağda hemen oda duvarında amcamın orta okul iş ve teknik dersinde yaptığı elbise askısı, misafirlerin ferace, manto, çeket ve pardüselerini asmaları için kullanılırdı.

Salonun bahçeye bakan penceresi ince duvar olduğundan çiçek konacak pencere içi yoktur fakat dışına dar çiçek saksılarının dizildiği bir beton vardı. Yol boyu sokak penceresi kalın bir kerpiç duvardadır ve derin pencere içinde daima babaannemin harika çiçekleri yaz kış burada olur.
Salonun sol duvarı sedirlerin bitiminde pembe renkli yeni alınan singer buzdolabı ve üstündeki el işlemesi örtüleri hep ütülüydü. Buzdolabını geçince porta altı çatısı altında olan mutfağın kapısı ve üst kata çıkan ahşap merdiven bahçe tarafı duvarına birleşen köşede soldan sağa dönerek yükseliyordu. Buradaki merdivenin altı banyo olarak planlanmış fakat odalarda banyo olmasından dolayı burayı rahmetli babaannem genellikle serin ve muhafazalı olması sebebi ile mutfak kileri gibi kullanılırdı. Saklambaç oyunlarında benim en favori yerimdi aynı zamanda. 😉
Isparta halısının sağ köşesi salondaki kare biçimli direkten dolayı hep kıvrık kalır bu boşlukta herzaman namaz kılanlar için imameleri hacı misi kokan tespihler bulunurdu.

Salonun sağındaki ilk odada içi raflı duvardan duvara yüklük ve banyosu, İnternational yazan “Nasyonal” okunan siyah beyaz televizyon , bir misafir yatağı bir sedir, pencere ve yüklük önünde kabarık gül desenli minderler, yola bakan derin bir pencere vardı ve bir misafir odası olarak kullanılır kışın demir döküm soba bu odaya kurulurdu. İkinci oda kapısına varmadan sağdaki yuvarlak duvar aynası dışarı çıkmadan önce son kontrollerin yapıldığı saça şekil verildiği yerdi. Hemen aynayı geçince ikinci kapı dedem ve baba annemin içi banyo ve şömine bacası, bahçeye penceresi olan maşıngalı odaya aittir. Bu odanın salona bakan duvarında küçük bir penceresi daha vardır.
Bu odada babaannemin bir kutu içinde özenle pamuk ve yünlere sarılı muhafaza ettiği, mum ışığında kontrol ettiği kaz yumurtaları , dedemin haber, annem halam ve mahhalle kızlarının “Arkası Yarın” dinlediği “Philips” marka ampülü radyo, her saat başında gösterdiği saat kadar çalan yay kurmalı bir duvar saati, babaannemin “Ziynet” marka el dikiş makinası, bahçeye asma altına bakan derin penceresi, kapısını kapatınca içi zifiri karanlık olan bir banyo, pencere duvarında yüksekçe bir divan ve üzerinde oturmamız yasak olan dedem ve baba annemin yün yataklı karyolası vardı.

Üst kata çıkan ahşap merdivenin köşelerde üçgen ve geniş basamaklar yukarı düz çıkılan son beş tanesi dikdörtgendir. Merdivenin üstündeki bölüm böreklik kuru yufkaların dizildiği, ipek böceği bakıldığı günlerde yastık ve yorganların istiflendiği bölümdür. Ahşap zeminli, üğcek tepesini karşıdan gören pencereli , büyükçe bir aynanın üstünde durduğu konsollu güzel bir sundurmaya 3 oda kapısı açılır.
Tam karşıdaki oda Nebiye ve Sevgi halamın odası iken onlar gelin olduktan sonra Süleyman amcam ve bana kalan oda. Ortadaki kapı Anne ve babamın içinde banyosu, ahşap yüklükleri olan sobalı, köşe penceresi resimdeki beyaz pencere kısık başına, büyük penceresi yola bakan odası.
En sağdaki kapı misafir odası, benim sünnet olduğumda yatağımın kurulduğu normal zamanlarda girilmesi yasak olan ,en güzel koltuk takımının olduğu, içi cam ve porselen tabaklarla dolu bir konsol ve üzerinde dekoratif aynası ile sokağa bakan büyük, hamam bayırına bakan küçük penceresi ile zemindeki Isparta el dokuma halısıyla her zaman benim en sevdiğim oda burası,misafir odasıydı.

Misafir geldiğinde soğuk günlerde odanın havasını kırması için mangalla küllü köz konduğu günleri hatırlıyorum.
Aşağıda ayrı bir çatı altında hanaya bitişik mutfak sabah ve öğle yemeklerinin yendiği yer sofrası sürekli yanan maşınga üzerinde ekmek kızarttığımız, boruya yakın duran baklalı tarhana çorbası, dışarı porta altına açılan kapısı yine bahçeye bakan geniş bir penceresi yine sokak tarafına bakan ikinci bir penceresi vardı. Bahçe ve porta altı ile iç içe olan bu mutfağa dışarıdan gelen kesif bahçe kokusu, bazen erik çiçeği,bazen asma filizi, bazen salçalık domates, bazen kızarmış hamur,bazen turşu, bazen her misafire mutlaka verilen limon kolonyası bazende ineklerin damından sızıp gelen taze mayıs kokusu dolardı.🤔

Kocaman bahçesinde tavuk, ördek, hindi,kaz,tavşanlar gezer porta altına birleşik fırında ekmekler, baklavalar, mantı ve et kapamalar pişerdi. Fırının dibindeki ocakta daima ateş yanar her daim gerekli olan sıcak su kazan yada tavada ısıtılırdı.
Fırın ve ocaklığın yanı uzunca kiremit kaplı çatısı ile karaltı. Onun yanında at ahırı, köşede ineklerin damı, bu damın sacak altında tavukların tünek yeri vardı.

Hayvan damının hemen bitişigi ipek böceği baktığımız tavanlı dam aynı zamanda Çeltik,buğday, fasulye, ot yada saman deposu olarakta kullanılırdı. Bahçeyi tam ortadan bölen biriket duvar ve üzerinde tavukların bahçenin diğer yarısına ekilen çiçek ve zerzavatlara zarar vermemesi için gerilen tel çit vardı.
Bahçedeki tatlı erik,bardacık eriği, dut, şeftali, nar ağaçlarının meyvası yanında eve yakın boydan boya yaz günleri gölgesi hep serin üzüm asmasınınki gibi gölgeleride serindi.

Böceklik damına bitişik yüznumaraya kış geceleri gitmek gerçekten zahmetliydi. Rahmetli dedem sonraları asma altına yakın ikinci bir tuvalet yapmıştıda rahat etmiştik. Bahçede tüm bunların ortasında kuyu ve tulumbası harika beton su yalağı mevcuttu.
İşte ben ve kız kardeşlerim bu evde doğduk. Çok şükür sevgi yumağında büyük bir ailede büyüdük bu evin mutfağından pişmiş aş,ekmek, tarhana ,erişte kokusu ,salonundan sümbül, menekşe çiçeği, limon çiçeği kokusu, odalarından gülüş ve muhabbetin ,kapısından misafiri, konu komşusu hiç eksik olmadı inşallah da hep geleni gideni çok olur.
Şimdi sevgili Süleyman amcam,eşi Semra yengem,sevgili yeğenlerim İsmail ve Pınar’ın yaşayıp bacasını tüttürüyor , misafirlerini ağırlıyor. Allah onlardan razı olsun.

Doğduğumuz evin kaderimiz üzerindeki etkisi belkide karakterimiz üzerindeki etkisi kadardır.

Bu vesile ile rahmetli dedem ve baba annemi minnetle anıyorum. Cennet mekanları olsun.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s