Ders bitmedi!

Bi virüsün öğrettikleri:
Globalleşen yani küreselleşen, mesafelerin coğrafi uzaklıklar kadar olmadığı, etkileşimin ülke sınırlarıyla bitmediği bir dünyanın salgın hastalıkların daha hızlı yayılmasına neden oluğunu gördük. Enfekte olmuş bir futbol stadını dolduran iki ülke futbol takımı maçı sonrası Avrupanın her yerine dağılan taraftarın bulaştırıcılığı hepimize pahalı bir ders oldu en çok da İtalya, İspanya ve Fransaya. Kolay ulaşım, hızlı trenler,uçaklar saatlik mesafelerde en uzaklar.

Uzun süre kırsaldan göç alan şehirler artık güvenli değil, karantina uygulanacağını öğrenen virüsün ilk çıktığı şehir Wuhan’dan kaçanlar 7 milyonluk şehirden gönüllü bulaştırıcılık görevi aldı virüsü Çindeki diğer şehirlere ve dünyanın bir çok ülkesine,hemde başkentlerine üstelik en lüks hava yolu şirketlerinin son model uçaklarında birinci sınıf servis alarak yaptı yolculuğunu, saatler içerisinde hayal edilemez mesafelerde uygun yeni nüfuslara ulaştı ve virüsü taşıyanlar onu hiç fark etmeden yeni nefesler buldu.
Eskiden bir orta direk tanımı vardı toplum ekonomik sınıflamasında bu sınıf şaşkın, ister gelişmiş, ister gelişmekte isterse geri kalmış bir ülke olsun durum hep aynı. Ülkelerde metropollere sıkışan umut sahibi genç dinamik nüfus aradığını, hayal ettiğini bulamadığı gibi geldiği yere dönmeyide beceremez bir hale geldi. Kentleşmenin insanoğlunun sonunuda getirebileceğini bize bu salgın gösterdi, tüm hastahanelerinde 4 bin yoğun bakım ünitesi olan 8 milyon nüfus ve virüs mutlaka herbirine ulaşacak, önemli olan ne zaman. Nüfusun bir bölgeye yığılması değil ülke içinde düzenli dağılması gerektiğini öğretti bize bu virüs. Eğitimin yeterli altyapı ile evde de bir dağ başında da olabildiği tartışılır oldu bu virüs sayesinde. Bu yüzden köyleri, kırsalı kendim için değil -çocukların eğitimi için -bahanesiyle terketmek tarihe karışabilir.
Dijital devrim başlıyor ise dijital altyapıya önem verirken onu kullanacak nesillerin de devrimci, milliyetçi, akılcı olmasının önemini gösterdi bizleri evlere hapseden virüs, çocuklar kusana kadar tablette oyun oynasa, gözleri kan çanağına dönene kadar cep telefonunda ordan oraya sürüklense yada altında pişik olana kadar son model masa üstü geniş ekran bilgisayarında uluslar arası çevrimde bilmem ne oyununu oturup oynasa dijital devrim bu değil bunu gösterdi tüm çocuklara, elma şekeri bitti mi sapı kalır elinde, başladığın yerden geridesin. Oynadığın oyunu, kullandığın teknolojiyi üretip satanlar para kazandı, sen mi? Koca bir SIFIR. Öyle işte.Dost acı söyler.
Satın alırım benim param var martavalının satın alınacak mal yada hizmet bulamayınca pek işe yaramadığını, kredi kartı yada nakit paranın yenmediğini, ısıtmadığını ve korumadığını gösterdi salgın tehdidi. 8 milyar dolar nakit parası olan, içinden kamyon geçen borularla petrol pompalayan şirketin sahibi solunum cihazına onu bağlayacak serum hortumu inceliğinde borudan gelecek oksijene muhtaç öldü, virüsün mesajı netti, zengin fakir tanımam,ben kiruyucu önlem, donanım varmı ona bakarım.
Bu yüzden ithal eden ülkeler panikte, ihraç edenler temkinli tıpkı tok satıcı gibi istediğine istediği fiyata,zor olan tok satıcı olmak bunun için üretmek gerek, rekabet etmek, rakipleri izlemek ve gelişimi takip edecek yetişmiş insan gücü gerek.Yerli üretim bir ülkenin en büyük gücü olduğunu öğretti virüs, anlayana.
Bu yüzden teknolojide, tarımda, sağlıkta, Egitimde, Savunma sanayi, tarım ve hayvancılıkta yerli üretimler zor günlerde tetikleyici etki yaparak, hayat (bir milleti) bizi kurtaracağını gösterdi bu salgın.
Başka neler mi öğretti?
Dur bakalım daha ders bitmedi.
Tamer Gödekoğlu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s