Hayat(ım) Nerde?

Türkiye nüfusunun %73 ü şehirlerde yaşamaya başlamış… ben ilkokula gittiğim 70li yıllarda %70i kırsalda diye öğretildiğini hatırlıyorum. 50 yılda büyük değişim, fakat bu oranda son yıllardaki büyükşehir yasası ile köylerin mahalleye dönüşüp şehirli nüfusa dahil olması ne derece etkili düşünmek gerek. Sarıköy de öyle olmadı mı? Bir gece önce köylü olanlar ertesi sabah herbir birey Gönen mahhalelisi olarak şeherli olduk. İlginçti. Alıştık mı? şehirli olmaya, ortada kaldık bence, fazgeçemediklerimiz ve özlediklerimiz hâlâ çok fazla. Ve şehir hayatı farklı, biraz değişik, biraz zor, bilenler bilir. Kırsalda çok mu kolay hayat? Tabi ki değil.

Şehir hayatı ülkemizde de diğer dünya ülkelerindeki kadar zordur, şehir hayatı farklıdır, değişiktir, güvensizdir,paranın hayatla denge kurmadaki payı yüksektir,kaos doludur ki, o gürültüden ve kargaşadan, koşuşturmadan kalbinin sesini duymaz olur insan bazen. Tökezler, yolu kaybeder, yanlızlık girdabında çabalar durur, bir samimi dost sese muhtaç olur. Yorulur. Azalır insan. Köyde yada düzeltelim birbirini tanıyan bilen ama evellini,ailesini,kişiyi bilen küçük toplumlarda toplum baskısı, biz buna ahlak kuralları, anane, gelenek ve görenekler ile kişi daha rahat hareket eder, sınırları bellidir. Bu rahatlık samimiyetten, güven duygusundan gelir. Şehirde birbirine eyvallah etmeyen aynı apartman, sokak, cadde, mahalle insanı için hangi görenek hangi değerler? Kalabalık rahatlığı.

İster şehir ister kırsalda yaşasın fark etmez, sıkça durup kendimizi dinlemek gerek. Çünkü, her birimiz gerçekte en derinde biliriz; geleneksel yaşantımız ve tecrübemizde doğruyu da yanlışı da, haklıyı da haksızı da, günahı da sevabı da… bu nedenle bazen durmak gerek. Durup kendinizi duymak gerek. Değişiklik zor, vurdumduymazlık kolaydır, ama nereye kadar?

Kırsaldaki şehre, şehirdeki kırsala bir arzu var yaşadığı hayata dair bıkkınlıktan gelen.Şimdi öncelikle, acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Ne demek bu?, Denize kenarına gitseniz ve kafanızı suya soksanız ve hiç balık görmeseniz, Bu denizde hiç balık yok demek değildir. Siz görmediniz. Hayatın o anında küçücük bir bölümünde yaşadıklarınızla tümünü etkileyen davranış ve karardan da kaçınmak gerek. Güzel sòzdür severim.”Uzaktan davulun sesi hoş gelir, git birde çalana sor”

Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Fakat aklımız bizi daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak, araştırmak, yeni şeyler denemek tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa hayat süresindeki bu kısa mola gezinin bittiği anlamına gelmez ,hayat sona ermez, devam eder.

Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. Fakat araştırırsanız durmaz, kabul etmez, çabalarsanız. Yatan ASLAN mı gezen TİLKİ mi akşam karnı tok uyur? Şu yanılgıya kapılıp durmayın, hiçbir insan diğerinden yüksek değildir, doğru. Hiçbir insan diğerlerinden aşağıda da değildir. Eee bu da doğru. Fakat bu iki doğru bizi bir yanlışa itter, insanlar eşittir. Yanlış. Yasal olarak evet, kanunlar karşısında evet, gerçek güncel hayatta İnsanlar farklıdır, özeldir,tektir,nadirdir ama eşit değildir.

Şimdi, hayat size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaklar, yonta yonta, ilave ederek, bir parça kopararak, canın acıyacak, güleceksin bazen taki sen olana kadar, geçen süreç senin hayatın. Bir provasını bile yapamadığın hayatın. Malesef.

Unutmayın, Sorun size göredir, dün vardı, bugün de var, yarın da olacak, önemli olan sizin sorunu çözebilme yeteneğiniz, duruşunuz, ilişkileriniz, maneviyatınız, Acı öldürmezse direnci artırır. En parlak sabah en karanlık geceden sonra gelir. Baharın kıymeti sert kıştan sonra anlaşılır. Siz ne aradığınızı bileceksiniz ki bulduğunuzu fark edin. Yani konu sensin, donanımlı, bilgili, çarpa çarpa direnç kazanmış, tecrübeli işte tam burda devreye şanş denilen bahanede girer. Müthiş bir sığınaktır.

Aşamadığınız duvarı geçmek için bazen bir kaç adım geri gitmek bir sonraki hamleniz için gerekir, duvar dibinde ağlamaktan çok iyidir ve yenilgi değildir. Özür dilemek erdemdir, zayıflık değil, Sevdiklerinize çok geç olmadan sevgiyle sarılın. Bitmez sanılan günler sayılı, birgün gelecek birgün kalacak hiç bilmeden. Hayatınızda değişiklik istiyorsanız, kendinizden başlayın. Yaptıklarınızdan bazılarını yapmamak, yapmadıklarınızı yapmaya başlamak gerek. Kolay değil. Tabi ki imkansız hiç değil.

Yaşadığınız hayattan memnunmusunuz? O zaman tüm okuduklarını unut. Zaten başarmışsın sen. Gerek olan tek şey, şükür.

Tamer GÖDEKOĞLU

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s